EN BÜYÜK ŞİRKETLERİN YÜZDE 40’I YOK OLACAK
Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Yalım Uzun, sunumunda küresel ölçekte şirketlerin karşı karşıya olduğu dönüşüm baskısına dikkat çekti. Fortune 500 şirketleri üzerinden çarpıcı bir tablo ortaya koyan Uzun, değişimin hızının yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmeleri değil, dünyanın en büyük şirketlerini de tehdit ettiğini söyledi.
Uzun, “McKinsey Global Institute’un 2024 araştırmasına göre, Fortune 500 listesindeki şirketlerin yüzde 40’ının önümüzdeki 10 yıl içinde yok olması bekleniyor. Bunun temel nedeni, değişim hızına adapte olabilme kabiliyetlerinin eksikliğidir” dedi. Dijital dönüşüm kavramının da artık yeni bir aşamaya geçtiğini ifade eden Uzun, “Eskiden dijital transformasyon konuşurduk, artık oyun değişti. Bugün herkes yapay zeka transformasyonu yapmak zorunda. Eğer hâlâ sadece dijitalleşme ile uğraşıyorsanız, onu hızla yapay zekaya dönüştürmelisiniz” sözleriyle şirketlere dönüşüm çağrısı yaptı.
BEŞ “GİGATREND” İŞ DÜNYASINI YENİDEN ŞEKİLLENDİRECEK
Toplantıda, önümüzdeki dönemde sosyo-ekonomik sistemleri derinden etkileyecek beş büyük gigatrend öne çıktı. Bu trendleri “longevity”, “çalışma hayatının dönüşümü”, “Mobility as a Service (Hizmet Olarak Mobilite)”, “sağlık ve önleyici bakım” ile “dijital kimlik” olarak sıralayan Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu trendlerin hiçbiri tek başına ilerlemiyor. Hepsi birbirini besliyor, birbirinin hızını artırıyor ve şirketlerin iş yapma biçimlerini aynı anda değiştiriyor. Bu nedenle gelecek stratejisi, yalnızca teknoloji yatırımıyla değil; insan kaynağı, veri yönetimi, liderlik, sağlık, çalışma modelleri ve müşteri deneyimiyle birlikte düşünülmeli. 2050 yılında dünyada 60 yaş üstü nüfusun 2,1 milyara ulaşması bekleniyor. 2030 yılına kadar 12 trilyon dolarlık devasa bir uzun yaşam ekonomisi doğacak. Bu, yalnızca sağlık sektörünü değil; finansı, sigortayı, insan kaynaklarını, turizmi, perakendeyi, teknolojiyi ve üretimi de dönüştürecek. Çalışma hayatı da önemli bir kırılma noktasında. 2030’a kadar 92 milyon işin yok olması, buna karşılık 170 milyon yeni iş rolünün doğması bekleniyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: İşler kaybolurken işin kendisi bitmiyor; roller, beceriler ve çalışma biçimleri değişiyor.”
LONGEVITY: 100 YILLIK ÖMÜR, 80 YAŞINA KADAR ÇALIŞMA HAYATI
Zeynep Yalım Uzun, insan ömründeki uzamanın şirketlerin organizasyon yapısını, insan kaynakları politikalarını, liderlik modellerini, emeklilik sistemlerini ve yeni pazar fırsatlarını doğrudan etkileyeceğini anlattı. Uzun şöyle devam etti:
“Longevity, fantastik bir gelecek senaryosu değil. Tahmin edilenden daha hızlı gelen bir gerçeklik. İnsan ömrünün 100 yılın üzerine çıktığı, bireylerin 80 yaşına kadar çalıştığı, 70 yaşın bugünün 50 yaşı gibi görüldüğü bir dünyaya hazırlanıyoruz. Şirketler ilk kez beş neslin aynı anda çalıştığı bir organizasyon yapısını yönetmek zorunda kalacak. 20 yaşındaki bir stajyer ile 80 yaşındaki kıdemli bir çalışanın aynı ekipte yer aldığı bir iş gücü düzeninden söz ediyoruz. Bu tablo, insan kaynakları politikalarının, kariyer basamaklarının, eğitim programlarının ve liderlik anlayışının yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. Mevcut emeklilik, sigorta ve sosyal güvenlik sistemlerinin de bu dönüşümden doğrudan etkilenecek. Bugünkü sistemlerin önemli bir bölümü insanların 70-75 yıl yaşayacağı varsayımı üzerine kuruldu. İnsan ömrü uzadıkça emeklilik yaşları, aktüerya hesapları, sigorta modelleri ve çalışma sözleşmeleri yeniden ele alınmak zorunda kalacak.”
Longevity ekonomisinin şirketler için büyük bir fırsat alanı yarattığını da vurgulayan Uzun, sağlıklı yaşam, önleyici bakım, wellbeing, kişisel sağlık teknolojileri, yaş dostu ürünler, finansal planlama, yaşam boyu öğrenme ve esnek çalışma modellerinin bu ekonominin ana başlıkları arasında yer alacağını ifade etti.